Lemmy'e Hoşgeldiniz
Merhabalar, instance adminleriyle iletişime geçtim, moderasyonu ben ve @[email protected] sağlayacağız. İnaktiflik konusunda kaygınız bulunmasın senelerdir lemmy'de takılıyorum.
Lemmy, farklı sunucuların çapraz iletişimini destekleyen bir forum sitesidir. Sahipleri farklı lemmy sunucularındaki toplulukları da takip edebilir, oradaki kullanıcılarla etkileşime geçebilirsiniz.
Merak ettiğiniz sorular varsa cevaplayabilirim.
Açılmış farklı Türk topluluklarına bi yandan ilginizi çekmek isterim:
ekshi sozluk
"her erkeğin ayak yalamak istemesi", "penti önünde bekleyen erkek çaresizliği", "kadınlardaki kimseye ihtiyacım yok tribi", "ilk buluşmada hesabı kim öder", "takım elbise giyen erkeğin dayanılmaz çekiciliği", "bir kadının en güçlü silahı".
entryler bunlar. bilirsiniz veya bilmezsiniz ekşi bir zamanlar seküler kesmin elindeydi. zaman zaman siyaset, zaman zaman oyun, zaman zaman riyal hayat. sansür problemlerinin ardından ve her ne kadar içinin bomboş olduğunu düşündüğüm bir kelime olsa da kullanmam gereken "aktroll" denilen hepsi birbirinin kopyası heriflerin eline geçti. siyaset konuşmanın riskli, entelektüel tartışmaların aha bu troller yüzünden imkansız olduğu bu mecrada kitleyi oyalamanın en garanti yolu aha böyle en ilkel kabilecilik yöntemi olan cinsiyet tartışmaları olmakta. şimdiki zamanı konuşmamak için de bunun yanında nostaljiye de sığınıyorlar. "avrupa yakası'ndan akılda kalanlar", "1999'dan beri internet kullanan efsane nesil" gibi.
birde öne çıkan entrylerin tarihlerine bir bakın. 2005, 2013, 2014, 2019. artık adam akıllı üreten değil geçmişte kalanları yiyen bir platform olmuş.
siyaset pek konuşmasalarda konuştukları zamanda doğrudan değil kişiler ve skandallar üzerinden yürüyor. "fatma betül sayan'ın tutuklanmaması", "murat kekilli’nin aliyev paylaşımı", "sabire meltem banko". devlete topyekûn yönelmek yerine yargılanamayan bazı tekil figürlere, sansasyonel ünlülere kanalize oluyor. tüm öfkelerini işte belli hedeflere yöneltiyorlar dediğim gibi.
ekonomiye girmeyeceğim genelde yoksullaştıklarını söylemek yerine gram altın, borsa gibi paramızı kurtaralım kafasıyla entry açıyorlar.
özetle ekşi sözlük uzun zamandır türkiyenin özgür düşünce vahası değil.
kodumun zihni
şimdi biz diğer canlılardan daha üstünüz, dedikodu yapabiliyoruz, silah üretebiliyoruz falan. beyin zaten hayatta kalmak için evrmleşmiş. bu kafa sürekli değişen birşey değil, herkes eğer her saniye tamamen benzersiz olsaydı şuanki algoritmalar falan tırt olurdu. ama insan ölçülebilir birşey. o yüzden bu manipülasyon teknikleri falan diyoruz var. dediğim gibi algoritmalar var. ama gördüğünüz üzere bizim artık hayatta kalma gibi bir derdimiz yok şu 4 milyar yıl için. ama bir yerden sonra artık bu zihin yetmez. evrim de gerçekten uzun vadede bile az etki gösterir. o zaman ne yapabiliriz. yazılımlar, protezler ve silikon vadisinde üretilen silikonlar.
bu etten kafesin bant genişliği fiber kablolarla yarışamaz. birde bir kadının alt taraftan geçebilecek kafa büyüklüğünün sınırına ulaşalı çok oldu. beyin daha fazla büyümez imposıbıl. enerji harcaması (zaten vücudun %20'siymiş) ve doğum izin vermez buna işte. bu yüzden evrim vücudun dışına çıktı. telefonun veya bilgisayarın senin şu biyolojine eklenmiş ikinci bir sistem. ama gel görki bu sistem senden de yavaş (otuz bir hızında parmak ve göz kullanamayacağına göre ).
burada benim bir teorim var. beyni bilgisayara çevirmek. bir arayüz vermek. yazılımın artık nöronlarla konuşabileceği seviye gelmesinden bahsediyorum. bir konuda uzmanlaşmak on yıl değilde bir yama gibi indirerek bir dakika falan sürse. biz unutkanız. silikon unutmaz. he tabii burada artık homo sapiens olmuyoruz. siborg oluyoruz. ve biliyor musun? ölmüyoruz. zihnimizi aktarabiliyoruz.
zihin dışında birde yeni duyu ve algılar olsa güzle olmaz mı. biz 380-750 nanometre aralığındaki ışık dalgalarını çıplak gözle görebiliyoz misal. gerçeğe körsünüz yani. yazılım ve sensörler geliştikçe rasdyasyon koklayabilen, kuantum bilgisayarlın yaptığını yapabilen iki kol iki bacak erkeksen bir fazla kolun olan canlısın yani.
gelelim iletişime. o kadar övüyorsun falan da ya bu nasıl olacak diyorsun. dil bok gibi bir iletişim protokolüdür. mühendislik açısından bakarsak. allahın işi. işte senin kafanda çatır çutur seks, konuşmalar falan vardır, ortamın ışığı, müzik neşet ertaştan falan. ama karşı tarafa bunu nasıl anlatacaksın ki. güç ve kafandakini doğrudan veremezsin.
doğrudan zihinden zihine aktarım olur. yalan ve dedikodu imkansızlaşır muhtemelen. aslında böyle birşey olursa artık kendi zihnin içinde başkasıyla konuşmana gerek kalmadan kouşabilir misin? sen başkasının zihnini aldın ve zihnin içinde o zihinle konuşuyorsun. kovan zihni.
duygular da değişir. korkmak düşman var, mutlu olmak yemek var demek. bayağı eski kafa yani. bu kabileciliği falan bu zihinden kaldırırsın. ama yani daha önce hiç deneyimlemediğin duyguları yaşarsın. duyguları da korku mesela sen seçmessin. resim yaparken konuyu seçersin mesela.
irade ve mutluluğu ne yapacaz. bildiğimiz haliyle bunların tamamen çökmesi gerekmez mi irade özellikle.
zaten özgür irade diye bir şey yoktur. nöronların dikte eder sana herşeyi. gelecekte ne olur. mesela cügara, şeker ya da bir bağımlılık... şu an bunları bırakmak için irade savaşı verirsin öyle değil mi. Ama gelecekte arayüzden tek bir ayarı kapatıp o bağımlılığı sıfırlayabileceksin. hatta daha ötesi "men matematik çalışmayı sevmiyorum ama çalışmam lazım" (aslında o zaman bunu mu düşünürüz de) demek yerine, beynindeki ödül mekanizmasını mathematicks gördüğünde dopamin salgılayacak şekilde ayarlayabileceksin.
yemek bulursun -> dopamin (mutluluk).
biriyle sevişirsin -> endorfin/oksitosin (mutluluk).
kabilede saygı görürsün -> serotonin (mutluluk).
mutluluk asla kalıcı olamaz. öyle olsaydı esrarı bir kere çek ömür boyu bomba gibi ol. aç olmalısın ki koşmaya devam et.
bu sıralar bir şeye sahip olunca mutlu oluyoruz. elimde 10 tane rtx6000'im olsa benden mutlusu yok mesela. ama bu artık eskide kalıcak. yeni mutluluk bu sahip olmadan çok anlama, akışa geçecek.
aaa o kadar övdük.
şimdi bir algoritma sana otuz bir malzemesi reelsler gösterse ya bi siktir git amına dersin. ama bu dünyada ne olacak. yönetici sen mi olacaksın. root sende mi olacak. devlette mi? şirkette mi? yapay zekada mı?
e birde ya amk ben istediğim paketi kurabiliyorsam ben gider matematik çözmek yerine onun dopaminden basarım bol bol al sana zihinsel orgazm döngüsüne girer ve orada donar kalırım sonra. daha da az enerjile çok daha fazla şey elde ederim.
biyoloji neden 4 milyar yıldır hayatta? çünki berbat, verimsiz, dağınık ve kusurlu. allahın işi gene. senle ben farklıyız. birbirimizdn farklıyız. birimiz aptal öbürü zeki. diğeri gıcık diğerinin de omurga aha böyle benim yarrak gibi.
yazılım hep kusurludur. içeri bir şekilde sızabilen bir mantık virüsü tüm insan ırkını yokedebilir mesela. kontrol edebilir.
elinde sonunda bu sistemi bayağı eleştiririz entropiden, saçtığı ısıdan, kullandığı enerjiden. tüm hayatı düzelteyim derken insanı insan yapan şeyleri kapatmış olursun. ve insanı ilginç kılan onun eksikleridir. senin espri yeteneğin çektiğin bir acıdan dolayıdır. herkes her dili konuşabiliyorsa acısız bir şekilde o zaman yabancı dilin bir olayı kalmaz. kafamdaki her şeyi sen biliyorsan sen artık öteki biri değilsin. müzik bir ifade olmaz. sürtünme biterse kıvılcım çıkmaz dimi. ya varolacaksınız, ya yaşayacaksınız.
"herkes her şey olduğunda, kimse bir şey değildir"
her şey dört dörtlük olamaz
insan trajik bir varlıktır. hayal edebileceği her ütopya gerçekleşebilse bile o ütopyayı distopyaya çevirmesini bilir. statik ve işte daima nizami, herşeyin tıkır tıkır işlediği bir sistem işin içinde insan varsa mümkün değildir. o kusursuz ütopyasında karnı tok, canı güvende olan insan mutlu olmaz olsa olsa deli olur. çünkü artık beyninin bir işlevi kalmaz. kendi kendini yemeye başlar. tıkır tıkır işleyen bir sistemde insan sadece pürüzdür ve anlam sürtünmeden doğar. "ilk matrix'in mükemmel bir insan dünyası olması tasarlanmıştı. kimsenin acı çekmediği, herkesin mutlu olduğu bir dünya. tam bir felaket oldu. insanlar programı kabul etmedi, bütün tarlalar heba oldu. çünkü insanlar gerçeği acı ve sefalet olmadan tanımlayamıyor."
Potansiyel Eşik Noktaları (Sistemik Kırılmalar)
Mevcut ulus-devlet ve temsili demokrasi modelleri, 20. yüzyılın endüstriyel ve demografik karmaşıklığı için optimize edilmiştir. Gelecekteki eşik, yapay zeka, biyoteknoloji ve hiper-küreselleşmenin yarattığı "üstel karmaşıklık"ın, mevcut insan merkezli karar alma ve kaynak dağıtım mekanizmalarının işleme kapasitesini aşmasıyla tetiklenecektir.
Potansiyel Eşik Noktaları (Sistemik Kırılmalar)
- Bilişsel ve Yönetimsel Kopuş (Algoritmik Yönetim)
-
Mekanizma: Yapay zeka sistemlerinin veri işleme ve öngörü kapasitesi, insan bilişini ve bürokratik yapıları katlanarak aşar.
-
Kriz: Temsili demokrasi (seçim döngüleri, meclis müzakereleri), krizlere yanıt verme hızı açısından "verimsiz" ve "yetersiz" olarak algılanır.
-
Sonuç: Yönetim, seçilmiş temsilcilerden denetlenemez algoritmik sistemlere ve teknokratik elitlere kayar. Meşruiyet, "halkın iradesi"nden "algoritmanın optimizasyon başarısı"na dönüşür.
- Emek-Sermaye Sözleşmesinin İflası (Yapısal Otomasyon)
-
Mekanizma: Gelişmiş otomasyon ve Yapay Genel Zeka (AGI), hem mavi hem de beyaz yakalı işgücünün büyük bir kısmını kalıcı olarak işlevsiz kılar.
-
Kriz: "Çalışma karşılığı gelir" temeli üzerine kurulu mevcut vergi, sosyal güvenlik ve tüketim döngüsü çöker. Vergi tabanı daralırken sosyal maliyetler artar; devlet iflas eşiğine gelir.
-
Sonuç: Evrensel Temel Gelir (UBI) gibi radikal yeniden dağıtım modellerinin zorunlu hale gelmesi veya emeğin değersizleşmesi sonucu aşırı kaynak eşitsizliği ve kitlesel ayaklanmalar.
- Biyolojik Katmanlaşma (Transhümanizm)
-
Mekanizma: Genetik düzenleme (CRISPR), nöroteknolojiler ve ömür uzatma teknolojileri geliştirilir, ancak erişim sermaye ile sınırlı kalır.
-
Kriz: "Tüm insanlar yasa önünde eşittir" ilkesi, biyolojik ve bilişsel düzeyde anlamsızlaşır. Vatandaşlık kavramı, "geliştirilmiş" ve "geliştirilmemiş" biyolojik sınıflar arasında bölünür.
-
Sonuç: Eski Rejim'deki "soylu/halk" ayrımının, bu sefer değiştirilemez biyolojik bir temelde yeniden üretimi.
Sistemik Erken Uyarı Sinyalleri
-
Paralel Yönetişim: Devlet tekelinin aşınması; kripto ağları, DAO'lar (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar) veya özel şirket şehirlerinin, vatandaşlara devletten daha iyi hizmet/savunma sunmaya başlaması.
-
Meşruiyet Reddi: Siyasi kutuplaşmanın, politika değişikliği talebi olmaktan çıkıp, mevcut sistemin tamamının (seçimler, anayasa, yargı) meşruiyetinin topyekûn reddi seviyesine ulaşması.
-
Veri Egemenliği Çatışması: Bireylerin veya devletlerin, büyük teknoloji tekellerinin elindeki veri ve dikkat üzerindeki kontrolü geri alma girişimlerinin şiddetli çatışmalara dönüşmesi.
Karar Analizi
Mevcut sistem bu eşiği aşmak için ya merkeziyetçi kontrolü artırarak (dijital otoriterizm) istikrarı satın alacak ya da merkeziyetsizleşerek (ağ devletleri) esnekliği korumaya çalışacaktır. Batık maliyetlere (mevcut ulus-devlet yapılarına) bağlı kalmak, sistemik çöküş riskini deterministik hale getirecektir.
şu claude çok büyük imkan
yani bir şeyi derinlemesine bilmene gerek kalmadan harikalar yaratabiliyorsun. yeter ki 0 olma en az 1 l. claude milyonla katlar seni zaten.
Görsеllеrі Nаsıl Sіdіk Gіbі Yарıyоrlаr?
Tоnlа mеmе vаr еtrаftа hерsіnіndе kаlіtеsі sіdіk gіbі nаsıl yарıyоrlаr bunu? Hеrkеsіn еkrаn görüntüsü аlаrаk bunu bесеrmеsі ереy zаmаn аlmаz mı?
Milyarlar çalanlar mı hapse atılmalı, yoksa haberini yapan mı?
Bugün Halk TV Programcısı Bahadır Özgür, gözaltına alınmış. Neden? Fon soruşturmasının gizliliğini ihlal suçlamasından dolayı. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Ne gizliliği? Ulan adamlar onlarca tırı dolduracak parayla ülkenden kaçmış, sen nasıl olur da bu hırsızlığı yapan kişilere karşı bir gizlilik tavrı alabilirsin? Bu hırsızlıkları yapan kişileri hedef alan haber yapan gazeteci mi suçlu? En son bu fon soruşturması ile ilgili yazdığı makalelere halktv.com.tr'den bakalım
Tezmen’lerin parası nerede? Londra’daki şirkette 3.4 milyar TL nakit artışı! (Arşiv)
Emre’den Namık’a sevgilerle… Çöküşten önce uçan 20.8 milyar lira! (Arşiv)
15 günde yüz milyonlarca lira: Sponsorluk vesile, vurgun şahane! (Arşiv)
Biri 12 milyarla kaçtı! Yağma sofrası: 117 kat artan hisse (Arşiv)
12 milyar lira ile kaçtı! İşte herkesin merak ettiği firari borsacı (Arşiv)
Foncunun mesajı ifşa oldu! ‘Malı yedirdiğiniz sakın anlaşılmasın’ (Arşiv)
Fon vurgununu yapan kişilerin kim olduğunu açığa vuran haberler yapmış. Bu vurgundan kazanan hırsızlar gizlilik mizlilik haketmemesi gereken, yaptıkları her suçun ifşa edilip tüm halkın gözü önünce cezalarını çekmeleri gereken kişiler. Fakat bakınırken şu haber dikkatimi çekti
Ortağı önemli birisi… Fon vurguncusu Tezmen’in Nijerya’da ne işi var?
Bu habere dikkat çekmek istiyorum. Bir gazeteci, fon vurgunundan kazanan bir vurguncunun AKP'nin en başındaki isimlerden bakanlarla kadar yakınlıklarının açıkça görülebildiğini haber yapıyor. Daha sonra bu resimler sosyal medyadan olabildiğince hızlı uçuruluyor ve bunu haber yapan gazeteci gözaltına alınıyor. Burada AKP, gazetecilere gözdağı vermeye çalışıyor. Bizi haber yapmayın, yapanı tutuklarıza getiriyorlar.
Arşivleme kuralını getirmemizdeki sebeplerden biri de haber sitelerinin başına getirilebilecek kayyum yönetiminin bu içerikleri silme, düzenleme veya siteyi kapatma ihtimali olduğunu hatırlatmak isterim.
Lan balık yemekten omega üçten zehirleneceğim adam hâlâ bana balık ye omega var diyor
palamut galaksinin en f/p balığı yalnız.
Vatandaşın sosyal medya hesaplarını e-Devlet ile takip yasası
Sosyal medya kullanımına yönelik bu düzenleme, 1 Kasım'da yürürlülüğe girecek olup platformlara 31 Mart 2027'ye kadar süre tanınacak. Bu sisteme göre, yeni bir kullanıcı sosyal medya hesabı açmadan önce e-Devlet üzerinden yaşını doğrulayacak bir kod alması gerekecek, bu kodla hesap açabilecek.
Ters fikir hesaplara erişim engeli getiren, kendisine karşı fikirde olan siyasi parti üyelerini bile hapse attıran bir hükümetin eline tüm Türk sosyal medya kullanıcılarının kimlik bilgilerini vermek, bu platformlarda özgürce fikirlerini konuşmak isteyen insanları da bu tarz yaptırımlarla tehdit etmekte.
Küçük çocuklarda sosyal medya bağımlılığı, tamamıyla bunu uygulamak için bir bahanedir. Güvenli internet ayarları ile hiç bir kimlik bilgisi gerektirmeden bu tarz limitlemeleri uygulamak zaten mümkün ve bir çocuğun buna ihtiyacı olup olmayacağına evebeyni karar verebilir.
Kimlik verinizi sosyal medya platformlarına vermeyin. Sosyal medya hesaplarınızı devlete vermeyin. İfade özgürlüğümüz olmazsa özgürlüğümüzü elimizden aldıklarında ses çıkartamayız. VPN kullanın, kullanmayanlara kullandırtın. Fediverse'i keşfedin, burada tonlarca instance var ve sadece birine bağlanmak tüm fediverse topluluğunu görmenize, beğenip yorum bırakmanıza yetiyor.
Mеrhаbа
Rеddіttе burаnın çоk kеz аdı gеçіnсе çоk dаhа fаzlа kullаnıсısı vаr sаnаnmıştım. Nаsılsınız güzеl mі burаsı?
güzel bir oyun
https://overthewire.org/wargames/
ben dün akşam banditte 9'a kadar gelip bırakmışım. güzel yani sarıyor.
yasakla devletim yasakla
insan zihni sonsuzdur safsatasını bilürüsünüz. aslında oldukça dardır. internetin sınırına mı çarptınız hop kralın biri güneşin altında yeni bi' şey olmadığını sen yokken yazmış. aynı sorun farklı oyun. bak buradaki lavuktada var böyle bi' şeyler. ulan yarım akıllı, devlet yarın wattpad’i kapatsa memleket bir anda isviçre mi olacak sanıyorsun? pokemon izleyen camdan atlıyor, gta oynuyan çocuk arabayla milleti eziyor diyenlerle aynı kafa.
normalde forumlarda upvote dediğimiz şey argümanın kalitesine bakılarak değil de katılıyorum-katılmıyorum şeklinde verilir. 30 upvote 30 kişi demek. downvote falan gelmiştir desek 30'dan fazla. eskiden en kötü sıfırdı. argümanda kaliteli de değil. yani kitlede bayağı değişmiş.
Muhalif büyükşehirler, nüfusları, seçilmiş başkanları ve bugün itibarıyla akıbetleri
| Büyükşehir | Nüfus (milyon) | Nüfus (binde) | Seçilmiş başkan | Başkanın akıbeti |
|---|---|---|---|---|
| Manisa | 1,48 | 17,2 | F. Zeyrek | Şüpheli ölüm |
| İstanbul | 15,75 | 183,0 | E. İmamoğlu | Tutuklama |
| Bursa | 3,26 | 37,9 | M. Bozbey | Tutuklama |
| Antalya | 2,78 | 32,3 | M. Böcek | Tutuklama |
| Mersin | 1,96 | 22,7 | V. Seçer | Tutuklama |
| Adana | 2,28 | 26,5 | Z. Karalar | Göreve iadede engel |
| Van | 1,11 | 12,9 | A. Zeydan | Göreve iadede engel |
| Mardin | 0,90 | 10,5 | A. Türk | Göreve iadede engel |
| Diyarbakır | 1,85 | 21,5 | A. S. Bucak Küçük | Mazbatada zorluk |
| İzmir | 4,50 | 52,3 | C. Tugay | AKP'ye zorla nakil |
| Aydın | 1,17 | 13,6 | Ö. Çerçioğlu | AKP'ye zorla nakil |
| Şanlıurfa | 2,27 | 26,3 | M. K. Gülpınar | Partiden zorla istifa |
| Ankara | 5,91 | 68,7 | M. Yavaş | Soruşturma |
| Balıkesir | 1,28 | 14,9 | A. Akın | Soruşturma |
| Eskişehir | 0,93 | 10,8 | A. Ünlüce | Soruşturma |
| Muğla | 1,1 | 12,8 | A. Aras | Soruşturmaya takipsizlik |
| Tekirdağ | 1,21 | 14,0 | C. Yüceer | — |
| Denizli | 1,06 | 12,3 | B. N. Çavuşoğlu | — |
| Toplam | 50,81 | 590,2 |
İktidar mensubu hortumcu ve dolandırıcıların haksız kazançlarına dokunulmayıp yalnızca partileriyle ilişiklerinin kesilmesi suretiyle bir nevi sıradan vatandaş konumunda olmanın başlı başına bir ceza olarak görüldüğü ülkemizde iktidar partileriyle ilişiği olmayan seçilmişlere ve onları seçen milli iradeye reva görülen çifte standardın özetidir.
bir kahvehanede
bir kahvehanede günde 600 çay satsan (köyde olduğunu varsayıyorum) tanesini 15 liradan günlük 9.000TL. Bir ayda 270.000 para. çay+şeker maliyeti tri türkiş liradan oldu sana aylık 216.000 TL. bu kahvehaneyi ihaleyle aldın. cumhurbaşkanlığı seçimleriyle aynı yapılıyor 5 yılda bir. parayı basan alıyor. neyse işte 216.000'i biz 200.000 yapalım temizinden. 7 asgari nerdeyse. sen bunu bir faize koyarsın oradan daire alırsın o 5 yılda en az 10 milyon cebinde paran ve bunun yanında arsan, gayrimenkulün olur ben söyleyeyim. oralardan kira getirileri olur. o an işten çıksan aynı hayat standartlarıyla kaç gün/ay/yıl yaşayabilirsin şimdi hadi bakayım. biri düşerken öbürü patlıyor. birde emekli maaşın olsa sen kahvehaneden aldığın 200.000'in 180.000'ini faize, faizden geleni de tekrar faize atıp orada birikim yaparsın. parayı çoğaltırsın. sonra varlık alırsın.
"hadi be oradan, bu kadar kolay olsaydı herkes yapardı". lan herkesin kahvehanesi mi var? işte kapitalizm. sen köydeki tek kahvehanesin. tekel olmuşsun. kaç kişi olabilir böyle. ayrıyetten bileşik getiri sabrını kaç kişi kaldırır. işte, benim elime geçse böyle imkanlar neler yaparım neler..
banknotlar
sahtesini basıp piyasaya sürmediğin sürece elindeki kağıtla ne yaptığın kimsenin zerre umurunda değil. istediğinizi yazabilirsiniz o yüzden. bir şiirden iki dize eklersin boş kısımlara tüm halk görür.
fakat bu imkanı melankoliyle harcamak vizyonsuzluk olur. asıl mevzuyu göremiyorsunuz. ama ben görebiliyorum. özelim ben. şu an elinizde (veya cebinizde) sobaya atılmadığı sürece engellenemez bir taşıyıcı var. mark zuckerberg’e post öne çıkarma parası kaptıracağınıza, yazsanıza şu boş kısımlarına web sitenizi, bülteninizi ya da satmak istediğiniz zımbırtıyı. veya bir topluluk bağlantısını. bugün senden bakkala, bakkaldan toptancıya, toptancıdan pavyona, oradan da bambaşka bir şehrin yerine kadar el değiştirecek. para dediğin şey zaten cebinde durduğu sürece her gün değer kaybediyor. git reklam vermek için para harcayacağına onu kullan.

