Lemmy'e Hoşgeldiniz
Merhabalar, instance adminleriyle iletişime geçtim, moderasyonu ben ve @[email protected] sağlayacağız. İnaktiflik konusunda kaygınız bulunmasın senelerdir lemmy'de takılıyorum.
Lemmy, farklı sunucuların çapraz iletişimini destekleyen bir forum sitesidir. Sahipleri farklı lemmy sunucularındaki toplulukları da takip edebilir, oradaki kullanıcılarla etkileşime geçebilirsiniz.
Merak ettiğiniz sorular varsa cevaplayabilirim.
Açılmış farklı Türk topluluklarına bi yandan ilginizi çekmek isterim:
LGBTİ+ Dating ve Sosyal Ağ Platformlarına Erişim Engeli
Sizde biliyorsunuz ki mahkemeler bu platformları ahlak bahanesiyle kapatmıyor. İktidar dediğimiz arkadaş grubu bunu bir gasp aracı olarak kullanıyor. Sizin yatağınızda gözleri vardır bu gümüşçüklerin. Musallat olurlar. Kendi yolsuzluklarını örtmek için her gün yeni bir günah keçisi yaratırlar. Sizi en savunmasız anınızdan vururlar. Kendi ahlaksızlıklarını bir şampiyonluk sayesinde gizlerler.
Sizi neyle susturuyorlar. Sadece copla veya yasayla değil. Sizi açlıkla ve geçim derdiyle susturuyorlar. Kira ödemekle meşgul edip sizin yerinize karar veriyorlar. Bir yandan yandaşlarına ihale paslarken diğer yandan size kuru ekmeği reva görüyorlar. Bölüyorlar. Dindar ile seküler veya heteroseksüel ile LGBTİ+ bireyleri birbirine düşman ediyorlar. Siz birbirinizin boğazına sarılırken onlar servetlerine servet katıyor.
Sessiz kalma çünkü sıra sana gelecek diyor Bertolt Brecht. Bugün bir azınlığın yaşam alanına saldırı yapıldığında başınızı çeviriyorsunuz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek kendi mezarınızı kazıyorsunuz.
Yuval Noah Harari Tarım Devrimi için tarihin en büyük tuzağı der. İnsanlar daha kolay bir yaşam umuduyla bu sisteme girdi ve geri dönüş imkansız hale geldi. İnsanlar kendi ördükleri duvarların içine hapsoldu. Bugün yaşadığımız baskı da tam olarak bu tuzağın güncel halidir. Fark şu ki tarım devrimi biyolojik bir zorunluluktu. Bugünkü sistem ise sadece sizin günlük itaatinizle ve tüketiminizle ayakta duruyor. Çarklar siz dur dediğinizde durur.
Eğer biz bu gidişata dur demezsek, bu baskı da tarım gibi hayatımızın geri döndürülemez bir parçası olacak.
Haber Kaynağı:
https://ifade.org.tr/engelliweb/lgbti-dating-ve-sosyal-ag-platformlarina-erisim-engeli/
Coup regime waging war against peaceful citizens | Barışçıl yurttaşlara savaş açmış bir darbe düzeni
YKS'nin olduğu bugün Onur Ayı bahane edilerek yolların kapatılması ve başkentin göbeğinde açlık grevi yapan öğretmenlerin polis üniformalı saldırganlara dövdürülmesi bir kez daha gösterdi ki:
Meydanlarımız bizim değil
Cadde ve sokaklarımız bizim değil
Sahillerimiz bizim değil
Ormanlarımız bizim değil
O zaman, uğruna atalarımızın kan döktüğü bu cennet vatan kimin?
2016 girişimiyle ilan ettikleri Olağanüstü Hâl uygulamalarını olağan hâle getiren Cumhur İttifakı Darbe İdaresi kısmi bir sokağa çıkma yasağıyla, kamuya ait olan alanları kamuya kapatarak koruyabilecekleri bir darbe düzenini daim kılmaya çalışıyor.
Dünyanın geri kalanında sorunsuz çalışan platformları Türkiye'de yasaklamak suretiyle iş alanlarını daraltarak alım gücünü ortadan kaldıran, gerek dışarıdan her türlü kargo girişini gerek yurt dışına çıkışları olanaksızlaştırıp bu cennet vatanı adı konulmamış bir açık hava hapishanesine çeviren darbe idaresi 85 milyonluk ulusu bir tek adama tebaa, kul, köle yığınlarına dönüştürmeye ve bu uğurda sansür ve sosyal medya yasaklarıyla dış dünyadan soyutlayarak başka hiçbir yaşam tarzını tahayyül edemeyecek, genç bir köle ordusu yaratmaya çalışıyor.
Yasaklara gerekçe olarak "kamu düzeni"nin veya "genel ahlak"ın korunması gibi muğlak gerekçeler belirtmelerine rağmen, bu darbe idaresinin dayattığı düzenin hiçbir yerinde kamu veya ahlak bulunmamaktadır. Fiziksel ve psikolojik işkence altında toplu gözaltı ve tutuklamaların olağan olduğu, bu düzende ancak milyonlarca kulun özgürlükleri pahasına gözetilmesi gereken tek bir şahsa yer vardır. Kamu; gasbettiği her türlü yetki ve sorumluluğun olumsuz sonuçlarından azade tutulan bu şahsın türlü kaprislerle çıkarıp geri çektiği fermanlarla rahatça gözden çıkarabileceği istiflere, hem etinden hem sütünden faydalandığı hem de esaretin getirdiği stres altında çoğalmaya zorladığı damızlık hayvan sürüsüne dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bu aşağılık dayatmanın asıl kendisi Türkiye'de yerleşik olan kamu düzenine tehdit ve beka sorunu teşkil etmektedir.
Sürülere çoban olmak isteyen idareciler, yanlış kariyer tercihlerinin bedelini 85 milyon yurttaşa hayvana dahi reva olmayan muamelelerde bulunarak ödetmek yerine, çok geç olmadan istifa etmekle işe başlamalıdırlar.
Yeni yasayla beraber gog.com banlandı mı?
Bildiğiniz üzere yeni yasayla beraber belli bir kullanıcı sayısı üzerinde olan siteler artık Türkiye'de temsilci bulundurmak zorunda. Bir süredir gog.com üzerinde alışveriş yapamıyorum ve defalarca hem kendileriyle hem banka müşteri hizmetleriyle görüştüm ve sonunda bugün müşteri hizmetlerinden birisi bana GOG'un ban listesinde yer aldığını ve oradan alışveriş yapılamayacağını söyledi. Bunu bile söylemiyorlardı.
Sizde de durum böyle midir? Yoksa Vakıfbank devlet bankası olduğundan GOG'a shadowban mı attılar? Başka hesabım olmadığı için deneyemiyorum açıkçası. Zaten mümkün mertebe kredi kartı bile kullanmayan birisiyim. Steam'de böyle bir sorun yok.
Devlet Reddit'tekileri fişliyor, haberiniz olsun. | Reddit gives user IPs to Turkish government.
Vlandiya modları bu ve bunla alakalı açılan bir gönderiyi sildi. Gönderiye son anda denk geldim.
1
2
3
4
5
6
7
Konuyla alakalı başka bir kullanıcı tarafından açılan bu gönderi de silindi (downvote ben atmadım).
8
Urayami adlı kişiyi bir kenara bırakırsak elimizde, eğlence kaynağı milleti devlete fişletmek olan, bir şahıs var. Sayesinde hükümetin Reddit Türkiye'nin iplerini elinde aldığını görmüş olduk. Umarım kendisine de aynı reçete uygulanır.
Reddit'i gündem takibi dışında kullanmayın, yorum yapmayın. Bu tarz şahıslar, bugün sizi nefret söylemleri yüzünden şikayet ederken yarın muhalif olduğunuz için edecek. Bu konuyu yabancı topluluklarda duyurmamız lazım.
Tehlikenin farkında mısınız?
Erdoganist religion & its Inquisition | Erdoğanperestlik ve Engizisyonu
Erdoğanperestlik; ABD Başkanı Trump’ın güdümündeki Cumhur İttifakı Darbe İdaresi’nin propagandaları sonucunda Türkiye’den İslam’ı defetmiş, yeni bir din. Bu din, 2016’daki darbe girişiminde milli irade için aralıksız sela veren camileri 10 yıl sonra yine milli iradenin gasbedildiği bu darbe günlerinde sessizliğe boğarak kendi mabetlerine dönüştürmeyi başarmıştır.
Söz konusu din, 120 yıldır seçimler yoluyla kendi geleceğini tayin eden milyonlarca yurttaşı yegâne kurtarıcı olarak aldığı Erdoğan’ın aciz kulları hâline getirmeyi ve süfli diyerek lanetlediği, maddi ve manevi tüm haz kaynaklarını nihayetinde Erdoğan’ın tekeline devretmeyi amaçlar. Bu uğurda Erdoğan’a gerektiğinde, kullardan kendi can ve mallarını çekincesiz, koşulsuz, şartsız gözden çıkarmalarını "fıtratlarının gereği" bekler. Dolayısıyla kullarına ne mal ne mülk ne de kendi bedenleri üzerinde söz hakkı tanır. Aksini ima eden her türlü belge her an hükümsüz kılınabilir. Bu dinde kulun yalnızca Erdoğan’a karşı bitmek tükenmek bilmeyen sorumlulukları olabilir. Zira üzerinde Erdoğan'ın bulunduğu bir dünya "özgürlük alanı" değil, kölelik alanıdır.
Erdoğanperestlik öyle bir dindir ki hükümleri, Erdoğan’a şirk koşan imansızları da bağlar ve dünyayı aydınlatan gün ışığını kıskandıracak bir çeviklikte cezalandırmaya muktedirdir. Bu dinde kişi masumiyetini kanıtlayıncaya kadar da suçludur, sonrasında da… Suçu da bireysel değildir. Şüpheliler tüm tanıdıkları ve tanışacaklarıyla birlikte Engizisyon tarafından tutsak alınır. Sokağa afla veya afsız salınan katil, tacizci ve tecavüzcülerden özenle ayrılır ve bir “itiraf” alınıncaya kadar aylarca sözel, cinsel ve psikolojik şiddete tabi tutulurlar. Bazen sonrasında da…
Nihayetinde bu din, bir Cennet de değil; sadece cennet vatanı çevirdiği Cehennem’den sahte bir kurtuluş vadeder, o da Ağzışerif’ten çıkan tek bir kelimeyle buharlaşıp gidebilecek kadar narin.
Kılıçdaroğlu: 11 Haziran'da kurultay sürecini başlatıyoruz
Kılıçdaroğlu'nun paylaşımı:
"Biz, farklı fikirlerimizle zenginleşerek büyüyen ve aynı amaç etrafında kenetlenen dev bir aileyiz.
Birbirimize rakip değiliz; bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin omuz omuza yürüyen evlatlarıyız.
Hedefimiz net: Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında adaleti, demokrasiyi tesis etmek ve milletimizin çağdaş uygarlık hedefini gerçekleştirmektir.
11 Haziran Perşembe günü yapacağımız ilk Parti Meclisi toplantısıyla kurultay sürecimizi başlatıyoruz. Tüm örgütümüzü yarınki grup toplantımızda tek yürek olmaya, sağduyu ve yoldaşlık bağıyla kenetlenmeye davet ediyorum."
https://www.sozcu.com.tr/kilicdaroglu-ndan-kurultay-aciklamasi-p326269Open linkView original on lemmy.dbzer0.comMeclis'teki cinsel istismar skandalında tüm sanıklar için tahliye kararı
TBMM’de staj yapan çocuklara yönelik cinsel istismar davasında, tutuklu yargılanan 4 sanığın tahliyesine karar verildi.
TBMM’de stajyer öğrencilere yönelik cinsel istismar iddialarına ilişkin davada yeni gelişme yaşandı. Haklarında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenen 4 tutuklu sanığın yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verildi.
https://halktv.com.tr/turkiye/son-dakika-meclisteki-istismar-skandalin-tum-saniklar-icin-tahliye-karari-1034170hOpen linkView original on lemmy.dbzer0.comProsecutor's Office classifies opposition party convention as organized crime | Yetkisiz başsavcılık CHP delegeleri hakkında soruşturma başlattı
Cumhur İttifakı sefalete mahkum ettiği 85 milyon yurttaşın elinden, onları sefaletten kurtaracak enstrümanlar olan muhalif siyasi partileri, yerine getirilmesi anayasal suç olan kanunsuz kararlarla almaya çalışıyordu. Bugün itibarıyla bu yolda bir adım daha attılar:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu yetkili olduğu ilin sınırlarını da tanımayıp Ankara'daki CHP 38. Olağan Kurultayı'nda oy kullanan tüm delegeler ve 1. derece yakınları hakkında soruşturma başlattı.
Olağan kurultay gibi, demokrasilerde olağan bir siyasi parti faaliyeti söz konusu olduğunda devreye giren birimin, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu olduğu bir ülkede sefalete mahkûm etmeye çalıştıkları yurttaşların örgütlenip siyasi partiler aracılığıyla geleceklerine farklı bir yön tayin etmelerini fiilen kriminalize edecek kadar azıtmış bir zalimler yönetiminden söz edilebilir ancak.
Metropoll anketi: İktidar cephesinin yörüngesine giren kayyum CHP'si AKP'yi geçiyor mu?
Metropoll'ün son anketinde CHP'den parçalanması olası olan partilere oy verme eğilim oranlarını partilere göre 2023 genel seçimi oy oranlarıyla çarpınca Özel CHP'sinin açık ara farkla birinci parti olduğu fakat iktidar cephesinin parçalanarak da olsa maalesef 2,5 puan civarında büyüdüğü, bu esnada da kayyum CHP'sinin dominasyonuna (?) girme ihtimali görünüyor. Meğer kendi genel başkanlığında Kılıçdaroğlu'nu kayyum olarak görmek isteyen parti tabanı AKP'ninkiymiş! Elbette kayyum yönetimi, varlığını borçlu olduğu tek adamın güdümünde siyaset yapacak ve iktidar üzerinde herhangi bir dominasyonu söz konusu olmayacaktır. Üçüncü partilerin ise ittifak yapmadan barajı geçerek seçmenlerinin iradesini Meclis'te temsil etmesi oldukça zorlaşıyor.
Teröristbaşının ayağına gitmeyen Özel CHP'sini eleştirerek süreci desteklemesine rağmen gözlerden uzak kalan Kılıçdaroğlu'nun CHP'si, iktidar seçmeninin tepki oylarını iktidarın yörüngesinde tutacak yeni adres hâline mi geliyor? Siz neler düşünüyorsunuz?
CHP delegeleri iki yönetimi de kurultaya çağırsa ne olur?
Madem bu -hiç sanmıyorum ama- "parti içi" bir konu ve son 4 CHP kurultayı birden delegelerin iradesinin fesada uğratıldığı gerekçesiyle iptal edildi; Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği o son kurultayın delegelerinin 1/5’i hem seçilmiş hem de atanmış yönetime yeni kurultay çağrısında bulunurken parti tüzüğüne uyup kurultayı gerçekleştiren ilk yönetimi meşru yönetim olarak tanıyacakları şeklinde bir irade beyan ederlerse ne olur?
Vandalism as plotters' legal means of injunction | Darbecilerin "hukuki tedbir" gereği vandallığı
Bilinsin ki seçimle gelenlerin, makamlarını başkalarına yalnızca seçimle terk etme sorumluluğu vardır. Yurttaşların kendilerini temsilen seçtiklerinin yerlerine kaprisli bir diktatörün kendi temsilcilerini kaba kuvvet kullanarak ataması düpedüz darbenin tanımıdır.
On yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisini haince bombalayıp milli iradeyi gasbetmeye kalkışanlar bugün nasıl anılıyorsa sadistik bir şehvetle bu vandallığı yapan, polis üniformalı yüz karalarıyla onlara bu, kanunsuz emri verenler de öyle anılacaklar.
Yokmuş bir bildiği
Darbe lideri, Bilgi Üniversitesi'ne faaliyet iznini geri lütfetti.
Institutional collapse under one-man rule in final stage | Tek adamın yükselişi uğruna tüm kurumsal yapının çökertilişinde son perde
Yüksek Yargı Organı olması itibarıyla kararlarını temyiz veya iptal edecek bir üst mercisi olmayan Yüksek Seçim Kurulu’nun 3 yıl önce yetkisi dahilinde verdiği mazbatayı dün yetkisiz bir mahkeme iptal etti. Daha sadece 2 hafta önce başa gelen yeni YSK yönetimi ise iptale itirazları, yetkisiz mahkeme tarafından iptal edilen mazbata konusunun aslında kendi yetki sınırlarının dışında kaldığını belirterek reddetti. Bu durum ortaya koyuyor ki 120 yıllık seçim geleneğiyle milli iradenin yönetimde egemen olduğu Türkiye’de milletin egemenliğini tesis edecek seçimlerin sonuçlarını tasdik etmeye yetkili bir kurum artık fiilen kalmamıştır. 85 milyonluk bir millet tek bir şahıs ve atadığı bir avuç kimse tarafından seçimsizliğe, çaresizliğe mahkûm edilmeye çalışılmaktadır.
Kendi verdiği mazbatayı yok sayan bir seçim kurulu, kendi verdiği diplomayı yok sayan bir yüksek öğretim kurumu, kendi verdiği tapuyu yok sayan bir kadastro müdürlüğü, kendi verdiği hesabı yok sayan bir kamu bankası, kendi yaptığı Anayasa’yı yok sayan bir hükûmet… Kısacası ahtapot kollarıyla her yanı kuşatıp bizzat kendi verdiği her türlü kararı yok sayan, yok hükmünde bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu yönetimin zulmü CHP'yi aşmış ve yok saydıklarıyla ömrümüzü, emeğimizi, yuvamızı, geleceğimizi bizden alıkoyma cüretiyle 85 milyonluk bir milletin beka sorunu hâline gelmiştir.

